Okul İstatistikleri


Bünyemizdeki Okul   : 4
Sınıf/Şube Sayısı   : 27
Öğrenci Sayısı  : 464
Derslik Sayısı  : 28
Yönetici Sayısı   : 6
Öğretmen Sayısı  : 51
Teknik Personel Sayısı  : 2
Yardımcı Personel Sayısı  : 11
AnasayfaAtatürk Köşesi


Atatürkten Anılar


Atatürk ve Köylü

Gazi Çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladık. Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu. - Merhaba nine Kadın Ata'nın yüzüne bakarak hafif bir sesle; - Merhaba dedi. - Nereden gelip nereye gidiyorsun? Kadın şöyle bir duralayıp, - Neden sordun ki, dedi. Buraların sahibi mısın? Yoksa bekçisi mi? Paşa gülümsedi. - Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin? Kadın başını salladı. - Tabii söyleyeceğim, ben Sincan'ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetişdiği kavruk köylerinden birindeyim. Bizim mıhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Ankara'ya geldim. - Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi seni? - Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da.... Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Bende gün demeyip muhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı Ankara'ya, geceleyin geldim.Yolu neyi de bilemediğimden işte akşamdan belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey. - Senin Gazi Paşa'dan başka bir isteğin var mı? Kadını birden yüzü sertleşti. - Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki... O bizim vatanımızı kurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı.Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavurun köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı? Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı bulacağım yeri deyiver. Atatürk'ün gözleri dolu dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek, - Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır... Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu. Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında duruyor.Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp, Atatürk'ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu. İkisi de ağlıyordu. İki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü atanın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk'e uzattı; - Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm.Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi.Sonra birlikte köşke kadar gittik. Oradakilere şu emri verdi; "Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun."

 

Atatürk ve Nöbetçi

İtalyanların Habeş Harbi sıralarında idi. Ege kıyılarında kıta ve tahkimat komutanları çok titiz davranıyorlar, kıtaya herhangi bir yabancının sızması olasılığına karşı erleri sık sık uyarıyorlardı.Bu günlerin birinde Atatürk’ün teftişe geleceği haber alındı. Atatürk beklenilen günde yanındaki erkanı ile geldi. Kıtaları teftiş edip dolaşmaya koyuldu.Savunma mevzilerinden birine giden yolun dönemecinde Atatürk birdenbire durdu. Yanındakilere: -Siz beni burada bekleyiniz, ben yalnız gideceğim, dedi.Yanındaki komutanlar tereddütle birbirlerinin yüzüne baktılar. Fakat, tabii bir şey söyleyemediler.Atatürk patikanın kıvrımını döndü. Koruganın hakim bir noktasında nöbet bekleyen Mehmetçiğe doğru yürüdü. Uzaktan gelen bir sivilin kendisine doğru yürüdüğünü gören Mehmetçik hemen silahına davrandı. Daha fazla yaklaşmasına izin vermeden gür sesi ile: -Dur!... diye gürledi. Atatürk bu kesin ihtar karşısında durarak: -Sen beni tanımıyor musun? Ben kimim? -Mustafa Kemal’sin komutanım. -Peki sen benim Mustafa Kemal olduğumu biliyorsun da hala neden yasak, diyorsun?... Mehmetçik bir an durakladı. Herhalde teftişten haberi vardı. Fakat onun bildiği Atatürk, yanında kalabalıkla gelirdi. Böyle yapayalnız gelmezdi. Bir an daha düşündükten sonra kafasını salladı ve safiyetle yanıt verdi: -Komutanım, Mustafa Kemal’sin Mustafa Kemal olmasına ama... Düşmanların işine akıl sır ermez... Birini sana benzetir içeri sokarlar... Gözünü seveyim sen şu bizim yüzbaşıyı al birlikte gel, o zaman nereye istersen git! Atatürk, geri döndükten sonra komutanlara bunu anlattı. Bu mert ve uyanık eri çavuşluğa yükselttirdi



Eklenme Tarihi : 6.3.2012 - 21:48:14
Ekleyen : Site Yönetimi
Okunma : 1860
İl Milli Eğitim Müdürü İl Eğitim Denetmenleri Başkanlığı İdari Kadro Stratejik Plan Teşkilat Şeması
Okul Aile Birliği Kamu Hizmet Standartı Genel Bilgiler Tarihçesi Vizyonumuz-Misyonumuz Eski Müdürlerimiz
Okul Müdürü Müdür Başyardımcısı Müdür Yardımcıları Kültür Dersi Öğretmenleri Meslek Dersi Öğretmenleri Memurlar Teknisyenler Hizmetliler
Makina Teknolojisi Alanı Metal Teknolojisi Mobilya ve İç Mekan Tasarımı Elektrik-Elektronik Teknolojisi Tesisat Teknolojisi ve İklimlendirme Bilişim Teknolojisi
Tarihçesi Coğrafi Durumu İlçemize Ulaşım Ekonomik Durumu
Atık Yağ Toplama Atık Pil Toplama Ayın Öğrencileri
Anıtkabir Yazdığı Kitaplar Aldığı Madalyalar Atatürkten Anılar Yazdığı Mektuplar İlke ve İnkılapları Hayatı Kronoloji
Kulüpler Rehber Öğretmenler Öğretmen Nöbetleri Öğretmen Programları Sınıf Programları
Ortak Sınavlar Sorumluluk Sınavları
Eğitsel Rehberlik Kişisel Rehberlik Mesleki Rehberlik Dökümanlar
Destekleme ve Yetiştirme Kursları
Yılsonu Başarı Spor Başarıları Ödül - Başarı Durumu Mezuniyet Durumu Kayıt Durumu Alan-Dal Öğrenci Sayısı Alan-Dallarımız Öğrenci Sayıları
Atama-Tayin Eğitim Özlük-Kadro Pasaport Sendikal Faaliyetler
Bize Ulaşın